Yazageldiğim senaryolardandır. Bir trafik polisi bizi çevirecek, direksiyonda ben olacağım, bu soruyu soracak ve arka koltuktaki çakırkeyif arkadaş dibinde iki parmak kalmış Ege'nin yaş üzümlerinden yapılma 70'lik rakı şişesini uzatacak, "bu kadar kaldı abi içersen buyur" diyecek. Sonra ben boruya üfleyeceğim, olaylar gelişecek... Aslında kısmen yaşandı bu. Üfledim, 30 promil alkol ve 200 promil adrenalin çıktı, devam ettik.
Rakı'nın hayatımda çok büyük bir önemi yok; ancak musiki ve değerli insanlarla bir araya geldiğinde katalizör oluyor. Tabii bir kültürü var bu meretin, öyle vodka bira gibi dik kafaya gitsin şeklinde içmek makbul değil. Bu sebeple arka koltuktaki çakırkeyif arkadaş pratikte dayağı hakediyor, dibinde iki parmak kalmış rakı şişesini alelade uzattığı için. Onun doğrusu; hep birlikte arabadan inilir, bagaj açılır, mangal indirilir, hızlıca bir çilingir sofrası kurulur, arzu edenlere ikram edilir. Şişenin dibinde kalan iki parmaklık nimeti paylaşmaktır rakı; kadehe rakı koyarken gösterilen laborant hassasiyetidir. Bizi biz yapandır.
Bu bağlamda Yeni Rakı'nın Yeni İletişim Devi temalı kampanyasını çok beğendiğimi belirtmeden geçmeyeceğim. "Bluetooth yerine elini tut" kadar yaratıcı birşey görmeyeli biraz zaman olmuştu, pek güldük arkadaş arasında. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.

Tanıyan arkadaşlar Boşnak olduğumu bilir. Bizim oralarda šljìvovica veya mürdüm eriğinden yapılma tekniği rakıya benzediği için rakija da derler; bu vesile ile siz değerli okuyucularımı kendisi ile tanıştırmak istiyorum:
Bu kadar andık, çok da eski olmayan bir fotoğrafı da paylaşmadan olmaz, sağlığınıza!

Dipnot: bir süredir sek içiyorum, fotoğraf yanıltmasın.

